15.07.2010
Ortadoğulu Umutsuz Ev Hanımları BICA'yla görüşmemiz dün gerçekleşti. Alteria Initiative'den sadece ben, Jacquie ve ekibe yeni katılan Handan olarak katıldık, buna karşılık onlar toplamda on beş kişilik bir kadroyla karşımıza çıktılar. Anlatacak çok sorunları, paylaşacak çok dertleri vardı. Son bir kaç yıldır kendi aralarında geliştirmeye çalıştırdıkları iletişim arttırma seminerleri sayesinde birbirlerini daha yakından tanır hale gelmişlerdi. Hepsinin apayrı hayatları vardı, her hayat benzer bir duvar karşısında boyun eğmek durumunda kalıyordu; bu görünmez duvarın limitleri kadından kadına değişse de inkar edilemeyecek tek doğru onun gerçek olduğuydu. Onlar için gerçek olduğu kadar benim için de Jacquie için de böyle bir duvar vardı.
Jacquie onların çalışmalarını yakından takip ettiğini ve daha küresel hale getirilmesi gerektiğini söyledi. Alteria Initiative çatısı altında birleşilebileceğini savundu. İlk başlarda bu fikir onlar açısından cazip görünmüyordu; zaten oldukça sağlam duran bir dernek yapıları vardı, bizse daha yeni kurulmuştuk. Ama bir süre sonra Orta Doğu merkezli yapılanmayı sabit tutarak yeni bir şemsiye çatı altında toplanmak onlara da makul geldi. Bu konuyu daha detaylı ve daha çok katılımla tartışmak için iki taraf da Ağustos sonuna gün aldı.
Toplantı sonrası yaptığımız kokteylde pek çok önemli kadınla tanıştım. Aralarında çok farklı iş dallarında zor şartlarda çalışan hepsi değerli kadınlar vardı. Çoğu zor şartlar altında yaşamış, hem aileleri hem de toplum tarafından baskı görmüş, becerileri engellenmeye çalışılmıştı. Evliler olduğu gibi evlenmeyi reddedenler vardı; ki bu gruptakilerden bir kısmı lezbiyen olarak damgalandıklarını, hatta çevrelerindeki diğer kadınlar tarafından kabul edilmediklerini anlattı. Buna rağmen ayakta kalıp savaşmaya devam etmişler. Ayrılırken daha çok kadını bu oluşumla ilgili haberdar etme kararı aldık, yine hepimiz etrafımızdan en az beş kişiyle konuşmalara başlayacağız.
Bir diğer gelişme de Alteria'nın İstanbul bürosunu açmakla ilgili oldu. Paris, Londra ve Dublin'de açılan bürolardan sonra İstanbul'da açılacak olan dördüncü Alteria bürosu olacak. Daha önceki post'umda bu konuda kaynağı nereden bulacağımızı bilemediğimi yazmıştım. Hemen onun ertesi günü Jacquie (o zaman henüz İstanbul'a gelmemişti), Türkiye'deki önemli iş kadınlarından biriyle irtibata geçtiğini ve ondan bu konuda destek alabileceğimizi, bu yüzden görüşmeye gitmem gerektiğini söyledi. Jacquie'nin bu ağlara nasıl ulaştığını hala anlamıyorum ama şu an ismini vermemin doğru olmayacağı o kadın Türkiye'nin sayılı isimlerinden biri ve bize sonuna kadar destek verebileceğini söyledi. Tek istediği isminin duyurulmaması, çünkü feminist bir topluluğa para sağladığı ortaya çıkarsa pek çok kişinin ona muhalefet olmasından ve onu şirketinde alaşağı etmeye çalışmasından korkuyor. Şimdilik mekan seçimi ve altyapı konusunda çalışıyorum, kaynağımız sayesinde ofis malzemelerinden teknik hizmete her konuda ihtiyacımız karşılanacak gibi görünüyor. Herşey çok hızlı geliştiği ve henüz İstanbul bürosu olarak iki kişi olduğumuz için giderleri küçük tutmaya çalışıyoruz ama belli olmaz, belki birden patlama yaparız. Şimdilik uluslararası bir kuruluşun bürosu olarak açıldığımız için Alteria Initiative ismini koruyabiliyoruz. Ama diğer ülkelerdeki kadınlarla ortak geliştirdiğimiz bir karara göre ilk başta kuruluşun amacını ihtiyacı olan kadınlara hizmet sağlamak olarak belirledik, savunuculuk faaliyetlerini ise minimum seviyede yansıtacağız.
Bu arada İstanbul'daki başka kadın kuruluşlarıyla da iletişim kurmaya başladım tabi. Henüz derdimizi çok iyi anlatamasam da onlara uluslararası planda lobicilik ve savunuculuk yapması planlanan bir uluslararası kadın kuruluşu olduğumuzu söylüyorum. Yurtdışı bağlantısı olması hepsinin dikkatini çekiyor gibi görünüyor. Örneğin siyasetle ilgilenen bir dernek eylüldeki meclis açılışı için ortak bir proje düzenleyebileceğimizi söyledi. Ben de şimdiden onlara uluslararası kamuoyunda duyurular konusunda yardım verebileceğimizi söyledim. Daha kimse bizim ismimizi bilmiyor bile, ama büyük vaatleri duyunca herkes bizim hakikaten büyük olduğumuzu sanıyor. Her ülkede böyle böyle tanınabilirsek günün birinde etkili olabileceğimizi düşünüyorum.
Eylüle kadar ütopya ve kadınlar hakkında karşılaştırmalı bir makale yazmayı düşünüyorum. Yavaş yavaş buna da çalışmaya başlamam lazım, en azından seneyi bitirmeden bir yayınım daha basılırsa iyi olur. Belki Alteria'ya ait akademik bir dergi çıkarabiliriz; bunu yakın toplantıda sunmayı düşünüyorum. Sonunda kafamda pek çok plan var, özel hayatı bir yana bıraktığımdan beri daha gerekli işlere odaklanabiliyorum. Belki eşitliği sağlayabilmek için bütün kadınların içine hapsoldukları mahremi bir süreliğine kenara koymaları gerekiyordur. Tabi ne yazık ki hepimiz o kadar güçlü değiliz ve aynı şartlarla yüzleşmiyoruz.