01.12.2010
Önceki gün diplomatik anlamda epey kötü bir durum yaşandı. Çin'e geçen ay gönderdiğimiz on iki kişilik bir takım benim yönlendirmelerimden sonra yaklaşık bir hafta önce Çin'in doğu kesiminde faaliyet gösteren bir kadın kuruluşuyla görüşmeye gitti. "Kadınlar için özgürlük yolcuları" diye tercüme edilebilecek bu kuruluş iki ay önce merkez ofisi arayarak benimle konuşmuş ve bizimle birlikte çalışmak istediklerini söylemişti. Ben de derinlemesine inceleme yapmadan onları Çin'deki iletişim listesine eklemiş ve Çin programına almıştım. "Kadınlar için özgürlük yolcuları" aslında zannettiğimiz gibi kadınlara özgürleşme vaat eden bir örgütten çok Çin-Kuzey Kore ilişkilerini kötüleştirmek için çalışan başka bir örgütün alt kuruluşuymuş. Buradan gönderdiğimiz misyonu Kuzey Kore'ye gizli yollarla girdikleri takdirde oradaki kadınlarla görüştürebileceklerine inandırmışlar. Kuzey Kore'ye girmeleri yasak olan bu kişiler içeri Alteria Initiative'e bağlı olarak girmeye çalışırken sınırda yakalanmış ve kurunun yanında yaş da yanar prensibiyle bizim misyon da onlarla birlikte hapse atılmış.
İki gündür kadınları hapisten çıkarmaya çalışıyoruz, bir türlü görüşmemize izin verilmiyor ve bir söylentiye göre işkence görme riskleri varmış. Bu durumun sorumlusu olarak şimdilik kimse beni parmağıyla göstermiyor ama ben vicdan azabı çekiyorum, izin verseler oraya gidip yardım etmeye çalışacağım ama herkes bunun işleri daha kötü yapacağını söylüyor.
Çok gerginim. İşin kötüsü tek gergin olan ben değilim, Alteria'daki herkes bu durumdan dolayı gergin çünkü şimdiye kadar ne hapse alınan üyelerin ülkelerinden ne de AB'den, bireysel olarak yardım eden kadınlar dışında, pek destekçimiz olmadı.